Adem (Şırnak ) ,   Özel harekat gelsin şu dağları inletsin...    |           Adem (Şırnak ) ,   Özel harekat gelsin şu dağları inletsin...    |           Tamer Yüksel CETIN (Almanya Aalen) ,   Osman Öztunctan Üsküdar i calarsaniz sevinirim...    |           Naci (Cezayir) ,   Basbuglsr olmez...    |           Osman (İstanbul ) ,   Mustafa yıldızdoğandan bizim türkümüz çalabilir misiniz ...    |           Sabri (İstanbul fatih) ,   Üsküdar yanıyor sarkiai...    |           Muhammet ( istanbul sultanbeyli) ,   Ozan ünsal türküm türküm türküm ben şarkısını canlarmışsınız ...    |           Volkan (İstanbul) ,   Asenam...    |           Halil (Karapınar) ,   Ahmet şafak tan ay yıldız kolye rica ediyorm...    |           Kubılay ,   Manısa ulku ocakları selam aleykümselam Ahmet şafak olsun...    |           kadir (şanlıurfa ) ,   Diriliş erturul ...    |           Bedri (Birsa) ,   Şehitler ölmez vatan bölünmez calarmisiniz ...    |           Bekir (Kayseri) ,   Delikurt ...    |         
 

 

 
 

3 Mayıs Milliyetçiler Günü Kutlu Olsun

 

3 Mayıs 1944, o güne kadar 'edebî ve ilmî bir saha' olan Türkçülüğün tarihinde bir dönüm noktası, bu davanın bir harekete dönüşmesinde mihenk taşıdır. Aslen, 26 Nisan 1944 tarihinde başlayan ve dönemin hükûmetinin 'Irkçılık- Turancılık Davası' olarak adlandırdığı davanın ikinci duruşma günü; ancak Türk milliyetçiliğinin şahlanışında büyük bir adımdır.

...

 

3 Mayıs 1944te Türk Milliyetçileri "Irkçılık-Turancılık suçlamasıyla tabutluklara konuldular, işkenceler gördüler. Ancak bu zulüm ve çilelere rağmen onlar bildikleri yoldan sapmadılar. 3 Mayıs yüce Türk milletinin kanına, ırkına, tarihine sadık bireyleri için ayrı bir önem taşır. Bu gün Milliyetçilerin Bayramı olarak bilinir ve kutlanır.

Biz bu güzel günü büyük bir coşkuyla kutlarken, düşmanların ise uykuları kaçar; bizim bu heyecanımızı, yüreğimizdeki dinmez Milliyetçilik ateşini gördükleri için.

Çünkü bilirler ki; her 3 Mayısta dünyanın neresinde olursa olsun bütün Milliyetçiler daha bir güçlenir, daha büyük bir azimle, şevkle, heyecanla bu davaya biraz daha sarılır.

Elbet az önce de söylediğimiz gibi bu durum bizim günümüz kansızlarının hoşuna gitmez. Neden? Bu kansızlar; gariban fukara halkımızın yüreğindeki saflık kokusunu biraz almışsa; marksizm, komünizm, sosyalizm, vs. gibi üç kuruşluk değeri olmayan palavralarla kandırıp, damarlarındaki asil Türk kanına bu zehri enjekte etmeleri için bir engeldir, Müslüman Türk Ülkücüleri!

Ancak... Bu günü biz dünya üstünde son Türk kalana dek kutlayacağız yine de, kutlayacağız ama; bu tarihte, 3 Mayıs 1944 tarihinde de neler olduğunu unutmamak gerek. Bu devirde ülkeyi hakimiyeti altına almaya çalışan, ve bu uğurda da bir çok ülkücüye, başta rahmetli Başbuğumuza, Atsıza elinden geldiğince bela yaratmaya çalışan, zamanında Atatürkün bile kuyusunu kazmaya uğraşan, vefatından sonra paraların üstüne hemen kendi resmini koydurtan, bir Milli Şef faktörü var.

Halen daha o şeref fukarasının tohumları bu vatanın topraklarında canı istediği gibi, sanki hiç bir şey olmamış gibi dolaşmaktalar.

Şairin "Öz yurdunda garipsin, özyurdunda parya" dediği gibi tutuklanır Milliyetçiler... Devrin dalkavuk iktidarının uyduruk nedenlerle açtığı "Türkçülük-Turancılık Davası" başlar. Türkçüler tabutluklara atılırlar, işkencelere uğrarlar. Buraya kadar Türkeşin hayatından kesitler sunduk, şimdi "Tabutluk" olayına geniş bir satırbaşı açılım. Bu olaylar Türkiyenin kara sayfalarındandır. Onun için bu olayları geniş şekilde irdelemekte yarar var.

 

TÜRKLEŞMEK-MUASIRLAŞMAK

 

TÜRKİYE Cumhuriyeti Devleti 1944 yılına gelene kadar denilebilir ki; görünüş itibariyle de olsa kuruluş ülküsüne bağlıdır. Bu ülkü de Türk Milliyetçiliğidir. Ziya Gökalp ve Yusuf Akçura gibi Türk düşünürlerin, Türk Ocaklarının ortaya atmış olduğu tezler, Mustafa Kemal Atatürk tarafından ustaca yaşam alanına geçirilmiş ve uygulanmasına başlanmıştır.

Türklüğün önerdiği yeni hayatta, ümmet devleti yerine millet devleti vardır. Saltanat yerine cumhuriyet vardır. Kadınların toplumsal hayata katılımı vardır. Dini kurumların Türkleşmesi, Türkçeleşmesi vardır. Camilerdeki hutbelerden Kurâna, Kurândan ezana kadar Türk dili ile ibadet vardır. Ekonominin Türkleşmesi vardır. Kısacası hayatın her alanında Türkleşme teklifi vardır. Mustafa Kemal bu önerileri cesaretle yeni Türkiyede hayata geçirir.

Kadın haklarından ezanın Türkçeleştirilmesi, ekonomik Türkleşmeden hukuka kadar... Cumhuriyetin ilk partisinin program umdelerinin hazırlayıcısı da yine Türkçülüğün ve aziz Atatürkün fikir babası Ziya Gökalptir. Dolayısıyla 1940-1944 döneminin devlet yönetenleri Türkçülük ideolojisinin hem ırki yönüne, hem de Turan yönüne yabancı değillerdir.

 

BURJUVA YARATMA ÖZLEMİ

MUSTAFA Kemal ile başlayan Türk aslından burjuva yaratma özlemi 1940larda gerçekleşemez, azınlıkların milli ekonomideki hakimiyetlerinin kırılamadığı görüldüğü için; azınlıkları ekonomiden kovmak amacıyla "Varlık Vergisi" konulur. "Müslüme M, gayri müslime G, dönmeye D" deyip üçlü bir sınıflamaya gidilerek azınlıklardan takatlerinin üzerinde vergi alınmaya çalışılır. Milli ekonomideki hakimiyetleri yok edilmeye çalışılır. 1944e gelene kadar çeşitli okullara girişleri dahi yasaktır.

1944lerde bile Türk ırkından olma esası aranır. Dahası 2. Dünya Harbinin başlarında Ankara hükümeti Almanlarla gizli pazarlığa bile oturmaya çalışır. Pazarlığın konusu da Kafkasya ve Türkistan Türkleridir.

 

KONUŞMA BAŞKA, UYGULAMA BAŞKA

İŞTE böyle atmosferdeki Türkiye Devletinde dönemin Başbakanı Şükrü Saracoğlu,

5 Ağustos 1942 tarihinde Meclis kürsüsünden okuduğu kabine programının sonuç konuşmasında; "Biz Türküz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız.

(Mecliste alkış ve bravo sesleri) Bizim için Milliyetçilik bir kan meselesi olduğu kadar ve lakal o kadar bir vicdan ve kültür meselesidir. Biz azalan veya azaltan Milliyetçilik değil, çoğalan ve çoğaltan Milliyetçiyiz.

Ve her vakit bu istikamette çalışacağız" diyerek devletin başbakanınca devletin temel ülküsü anlatılmaya çalışılmıştır.

 

DÖNEMİN GENÇLİĞİ HASSAS DERECEDE TÜRK VE MİLLİYETÇİDİR

Zaten 3 Mayıs 1944ü yaratanlar da bu yüksek Türklük şuuruna erişmiş Türk gençliğidir. Büyük Türk Milliyetçisi Nihal Atsız; devletin ülküsünün Türklüğün ve dönemin Başbakanı Saracoğlunun da Milliyetçi olduğu inancı içindedir. Buna karşılık devletin her tarafına komünist ve hain kadroların yerleştirilmekte olduğunu görmektedir.

O günkü Başbakanı ve devlet yetkililerini uyarmak için Nihal Atsız; devrin Başbakanı Şükrü Saraçoğluna Orhun Dergisinde 1 Mart 1944te ve gene bir ay sonra 1 Nisan 1944te olmak üzere iki açık mektup kaleme alır. Devletin içine hatta beynine sızmaya çalışan virüsleri haberdar eder.

Ve Başbakana şikayet ve uyarıda bulunur. Bunlar arasında, sonradan Bulgaristana kaçarken öldürülen, Sabahattin Ali de vardır. Devrin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yüceli bu mektuplar büyük bir telaş ve endişeye düşürür. Hasan Ali Yücel ile o günlerin Ulus gazetesi başyazarı Falih Rıfkı Atayın teşviki ile Sabahattin Ali tarafından Nihal Atsız mahkemeye verilir.

 

3 MAYIS 1944 TARİHİNDE NELER YAŞANDIĞINI UNUTMAMAK GEREK

Yakın tarihimize damga vuran hadiselerden biri de 3 Mayıs 1944te cereyan etmiştir. Bundan 63 yıl önce, 3 Mayıs 1944te, aralarında bilimadamı, aydın, siyasetçi, asker ve üniversite öğrencilerinin de bulunduğu Türk milliyetçileri, dönemin iktidarı tarafından "ırkçılık" yaptıkları gerekçesiyle tutuklanmış ve mahkemede yargılamışlardır.

Başta Hüseyin Nihal Atsız, Başbuğ Alparslan Türkeş ve beraberindeki Türk milliyetçilerinin; yargılanmaları büyük tepki görmüş ve Türk gençliği Türklüğe, Türkçülüğe ve milliyetçiliğe yönelik karalama ve iftiralara karşı tek yürek olmuştur. 3 Mayıs 1944 tarihiyle birlikte başlayan yargılama süreci ve sonrasında tabutluk denilen ölüm hücrelerine atılan Türkçülerin kutlu mücadelesi, her Türkün okuması ve idrak etmesi gereken bir olaydır. Türk milletini her türlü emperyalizmden korumak için; inandıkları fikirleri, değerleri ve doğruları haykıran

Türk milliyetçilerinin verdikleri bu mücadele, bugün daha net bir şekilde anlaşılmaktadır. Dün Türk milliyetçilerini en ağır şekilde eleştirenler, şimdilerde ise onlara hak vermenin mahcubiyetini yaşamaktadırlar.

 

ZİNDANLAR YILDIRMADI  

3 Mayıs, Türk milliyetçilerine en acımasızlığı yaşatanların karşısında "Çileler bizim rütbemizdir" diyerek, her türlü olumsuzluk ve zorluk karşısında Türk milletine en derin sevginin tüm dünyaya ilan edildiği gündür.

1940lı yıllarda her türlü sıkıntı ve işkencelere maruz kalmak pahasına ortaya çıkan feraset sahibi Milliyetçiler tarafından ortaya konulan ve Türkün milli değerlerine sahip çıkılması gerektiği düşüncesinin önemi günümüzde daha açık bir biçimde kendisini göstermektedir. Sadece 3 Mayıs günleri değil, Türk milletinin Türk kimliğine sahip çıktığını gösterdiği her an, her gün Milliyetçiler Bayramıdır

26 Nİsan 1944te Ankarada başlayan ilk mahkeme, dönemin üniversite gençliği tarafından hıncahınç doldurulur. Bu yoğun kalabalık ve tezahürat karşısında mahkeme heyetinin içeriye pencerelerden girebildiği söylenir. Nihal Atsız, mahkeme heyetine; "Sabahattin Aliden sorulsun, hıyanetini ispat edelim mi? Buna razı mı?" diye sorar. Sabahattin Ali ise bu sözler karşısında sessiz kalmış ve bir cevap verememiştir.

 

PATLAYAN VOLKAN

MAHKEME 3 Mayıs 1944e ertelenir. Ne olduysa davanın ikinci celsesi 3 Mayıs 1944 günü olur. 3 Mayıs 1944te Türk gençliği bir volkan gibi patlar. Türklük ülküsüne ve onun ideolojik lideri, hocası Hüseyin Nihal Atsıza sahip çıkmak için Ankara Adliyesinin koridorları, salonları doldurulduğu gibi adliyenin önü de yüzlerce genç tarafından doldurulur. Topluluğun bir kısmı adliyede Atsızı yalnız bırakmazken diğer binlerle ifade edilen büyük bir topluluk Ulus Meydanına doğru protesto yürüyüşüne geçer. İşte bu "3 Mayıs" günü Atsızın da isteği doğrultusunda 3 Mayıs 1954 tarihinden itibaren "Milliyetçilik Günü" olarak anılmaya başlanır. 3 Mayıs Milliyetçilik Günü budur.

 

TUTUKLAMALAR BAŞLIYOR

BURAYA kadar anlattıklarımız, meselenin görünen yönüdür. Bir de görünmeyen yönlerine bakalım. Sonradan, bu 3 Mayıs olayından sonra bildiğimiz üzere Türk milliyetçilerinin önde gelenlerinin çoğunun tutuklanmalarına gidildi. Düzen düşmanı ve ihtilalcı gibi savlarla mahkemeye sevkedildi.

Hem de dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönünün meşhur 19 Mayıs 1944 nutku ile. Peşin hükümle Türk milliyetçileri potansiyel suçlu ilan edildi.

"Bizim ülkümüz Türklüktür" diyen bir başbakana sahip devlet, yine Türklüğün diğer ayağı olan Turan için Almanlar ile gizli pazarlıklar arayan bir devlet, birdenbire tersyüz ederek kendi ideolojisini savunanlara karşı sert tavır alır.

Onları ve onların şahsında Türklük ideolojisini mahkûm ettirmek için mahkemelere verir!.

Bunun cevabını Almanların yenilgisinde ve bu yenilginin sonucu daha bir kabaca çıkan Sovyet sömürgeciliğinin aşırı bir istek ve yayılmacılığında aramak gerekir. Nitekim, Moskovanın kışkırtması ve yönlendirmesi ile yine Sovyet istihbaratının bilgileri ile enforme edilen Komünist Partisi "Tan gazetesi" vasıtası ile 1 Temmuz 1943 tarihinden beri Türk milliyetçilerine karşı hücum halindeydi.

"Cumhuriyet döneminde ırkçı Milliyetçilik nasıl doğdu, Milliyetçiliğin menşei ve mahiyeti, Türk milliyetçiliğinin esasları" gibi seri yazılar ile adeta Moskova adına Ankarayı kendi ideolojisini katletmesi için zorluyordu. "İnönünün "Irkçılar ve Turancılar gizli tertiplerle teşkillere başvurmuşlardır.

Niçin? Kandaşları arasına gizli fesat tertipleri ile fikirleri memlekette yürür mü? Hele doğudan batıdan ülkeler, gizli Turan cemiyeti ile zaptolunur mu? Bunlar o şeylerdir ki devletin kanunları ve esas teşkilatı ayak altına alındıktan sonra başlanabilir.

Şu halde yaldızlı fikirler perdesi altında doğrudan doğruya Cumhuriyetin, Büyük Millet Meclisinin mevcudiyetinin aleyhinde teşebbüsler karşısındayız" sözleri bazılarını hemen harekete geçirdi.

 

3 MAYIS EZELDEN EBEDE KADAR SÜRECEK

 

* 3 Mayıs, Milliyetçilerin komünizmee karşı "DUR" diyen toplu hareketidir.

* 3 Mayıs, Türk milliyetçilerinin bayramıdır.

* 3 Mayıs, idealist ve vatanperver bir grubun o devrin dikta rejimine karşı başlattığı kutsal gayeli bir hareketin ilk adımıdır.

* 3 Mayıs, Türk Milliyetçilerinin yeni bir hamleye girişmesinin başlangıcıdır.

* 3 Mayıs, Türk milletini ilimde, maneviyatta, teknikte en yükseğe çıkarma hamlesidir.

* 3 Mayıs, Türk Milliyetçilerinin yabancı kültüre ve yabancı ideolojilere karşı baş kaldırmasıdır.

* 3 Mayıs, kendi milli kültürümüzü çağdaş gelişmelerle yeniden yoğurma hareketidir.

* 3 Mayıs, Ülkücülük Hareketinin dönüm noktasıdır.

* 3 Mayıs, Türk Milliyetçilerinin, Türk milletinin varlık davasında çektikleri ızdırabın, elemin, gözyaşının ifadesidir.

* 3 Mayıs; Türk Milliyetçilerine yalan ve iftiralarda bulunanların kendi iftira ve yalanlarıyla boğulduğu gündür.

* 3 Mayıs, büyük milletimizin edebiyete kadar yasayacağına inanan Türk Milliyetçilerinin yeniden doğusudur .

* 3 Mayıs, Türk Milliyetçilerinin bayraklaşan hareketidir.

* 3 Mayıs, Milliyetçi Türkiyenin kuruluşunda temel taştır.

Yarının Büyük Türkiyesi bu şuur ve azimle kurulacaktır .

* 3 Mayıs 1944den bu yana, Türk Milliyetçileri bir çığ gibi büyüyor. Yurdun dört bir yanındaki Ülkücü ve Milliyetçi kadrosuyla, Türk milletinin hizmetinde; onu ilimde, teknikte, ahlakta dünyanın en ileri seviyesinde getirmek gayesi taşıyor.

* 3 Mayıs, Bütün Türk Milliyetçilerine kutlu olsun.

Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ 

 

 

 

ÜLKÜCÜLÜK ŞEREFTİR, ŞEREFTEN TAVİZ OLMAZ  

 

Hedefi Turan, rehberi Kurân olan ülkücüler için liderimizin söylediği bu sözler herkese örnek olmalı. "Bayrağa kan gerek, solmasın" diye bayrak için dökülen kandır. Liderine, ocağına, fikir sistemine bağlı, tefrikaya çanak tutmayandır. Kimi zaman Derviş Yunus, kimi zaman Yavuz, kimi zaman surlarda üç hilal elinde Ulubatlı Hasandır.

 

 

Rehberi iki cihan güneşi Hz. Muhammed (s.a.v.); kaynağı, ilhami, düsturu Kurân olandır.

Semalarda dalga dalga yayılan ezan susmasın" diyerek toprağın kara bağrına düşen candır.

 

Türkün töresini, Türkün ilini, İslâmla kaynaştıran Ahmet Yesevi ocağında kaynayan, pişen, kavrulandır. "Bayrağa kan gerek, solmasın" diye bayrak için dökülen kandır.

Liderine, ocağına, fikir sistemine bağlı, tefrikaya çanak tutmayandır. Kimi zaman Derviş Yunus, kimi zaman Yavuz, kimi zaman surlarda üç hilal elinde Ulubatlı Hasandır.

Ülkücülerin hedefi Türk Milliyetçilerinin ülkücülük tarifinin sınırları içinde bulunacak görüşlerini, fikirlerini ancak genel olarak işaret etmiş bulunmaktayız.

Türk Ülkücülüğünün hedef aldığı düşünceler genel olarak belirtilmiş olan bu fikirlerden ibaret değildir. Ülkücülüğümüzün içerisinde her mesleğe mensup Türk Milliyetçilerinin kendi mesleklerinde en ileri, en yüksek ve gerek kendi milletimiz için, gerek insanlık için en çok yararlı neticeleri elde etmek görüşü de yer alacaktır.

 

Bir Türk Milliyetçisi kendi toplumu için, kendi milleti için idealizmi daima göz önünde bulunduracak, bu genel idealizm prensipleri ile birlikte kendi sahası, kendi branşı ile ilgili çalışmalarında da bu temel ve genel mahiyetteki ülkücülüğün esaslarına uygun, onunla bütünleşmiş bir halde kendi branşı ile ilgili ülkücülüğünü de tespit edip güdecektir. Ülküler uzak hedeflidir, uzun vadelidir.

Bir ülkünün hemen yarın gerçekleşmesi mümkün olmayabilir.

 

Ülküler önümüzdeki yılları, önümüzdeki yüzyılları kapsayabilir. Ama ülkü insanının kalbini aydınlatan bir ışıktır.

Ülkü insanlara yönünü tayin etmesini sağlayan bir kılavuzdur. Milletler için de millî ülkü, milletin kılavuzu, milletin yolunu aydınlatan güneşidir.

Ülküsüz insan çamurdan bir varlık gibidir. Ülküsüz insan dümensiz, pusulasız bir gemi gibidir.

Bunun için her Türk milliyetçisi, her Dokuz Işıkçı mutlaka ülkücü olacaktır, mutlaka ülkü sahibi bulunacaktır.

Hem milli ülkü sahibi olacaktır, hem insanî ülkü sahibi olacaktır, hem de kendi mesleğiyle ilgili ülkücü bir kişiliğe sahip olacaktır ki, hem de kendi mesleğinde başarılı, yararlı bir kişi olarak gelişsin, hem de mensup olduğu topluma, milletine yararlı hizmetler yapsın, insanlığa yararlı faaliyetler gösterebilsin.

Bunun için Dokuz Işık doktrininin çok önemli ilkelerinden olan ülkücülüğe büyük değer vermekteyiz.

 

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

 

3 Mayıs 1944ü doğuran şartlar ve gelişmeler önemini ve sıcaklığını bugün de korumaktadır. Bugün Türkiye, etnik milliyetçilikleri körükleyen ve Türk kimliğini her fırsatta reddeden bir siyasi anlayışla idare edilmektedir. Türküm diyemeyenlerin, Türklük şuurunu sorgulamaya açanların, Türk olmaktan gurur duyanları ırkçılıkla suçlayanların aydın olduğu günümüzde, 3 Mayıs Milliyetçiler Gününün önemi bir kat daha artmaktadır.

Özellikle 1984 yılından beri ülkemizde süregelen etnik milliyetçi terörün tek amacının, Türklük kavramının sorgulamaya açarak, Türkiyenin bölünmez bütünlüğünü önce kafalarda silmek istediğini düşünecek olursak, her Türkün bu günü milli şuurla idrak etmesi gerekmektedir.

Tüm okuyucularımızın 3 Mayıs Milliyetçiler gününü kutluyorum.

 

HAYDİ 3 MAYIS,

 

Milliyetçiler, Turancılar elele, Tarihler bin dokuz yüz kırk dördü gösterdi,

Atsızım Bozkurtlara buyruğu verdi,

Yiğitçe buyruğa gönül verdiler,

Alparslanlar, Kokanlar, Orkun, İdiller...

Yürüyün, yürüyün haydi yiğitler,

 

Haydi 3 Mayıs,

Milliyetçiler, Turancılar elele,

Büyük Türk Milleti senin bayramın.

Haydi 3 Mayıs,

 

Milliyetçiler, Turancılar elele,

Dilde birlik, işte birlik, fikirde birlik,

Sağlanırsa o zaman kurulur dirlik,

Yürü yiğit yürü bugün senin günündür,

Bugün düğün günün, bayram günündür,

3 Mayıs Milliyetçiliğin düğün günüdür,

Haydi 3 Mayıs,

Milliyetçiler, Turancılar elele,

Büyük Türk Milleti, senin bayramın.

 

 
Tarih       : 03 Mayıs 2017
 
 

                           

                                             

                                       

rt.png (35×20) RadyoSitesiKur